logo

ÇİN AY’IN KARANLIK YÜZEYİNE İNDİ!

Çinli bilim insanları TSİ 08:00 sularında Ay’ın karanlık yüzüne resmen temas etti! Milyonlarca insanın dört gözle takip ettiği Ay’ın karanlık yüzünün sırrı ne? Çinliler ne yapmayı amaçlıyor?

Çin, Ay’ın karanlık yüzüne resmen girdi, ilk temas az önce sağlandı!

Çin’in “Chang’e 4” adlı insansız uzay aracı, Ay’ın güney kutbundaki Aitken havzasını incelemek üzere ‘karanlık yüz’ olarak bilinen bölgeye başarı ile iniş yaptı.

Chang’e 4’un indiği, Ay’ın yüzeyindeki en büyük, en eski ve en derin krater olan Aitken havzası hakkında fazla şey bilinmiyor.

Bugüne dek uzay araçları Ay’ın karanlık yüzünün fotoğraflarını çekse de Chang’e 4’e dek hiçbir uzay aracı buraya inmedi.

İlk adımı başarı ile gerçekleştirilen görev, uzay araştırmaları alanında ABD ve Rusya’yı yakalamaya çalışan Çin için önemli bir adım oldu.

Dünya’dan görmenin mümkün olmadığı, karanlık yüze inen araç ile iletişim için Çin uzay ajansı, Mayıs ayında bir yansıtıcı uydu fırlatmıştı.

Chang’e 4’un Ay’ın yüzeyi ile ilgili ayrıntılı ölçümlerin yapması ve mineral bileşimi hakkında bilgi toplaması hedefleniyor.

Derin bir krater olan Aitken havzasının, Ay’ın oluşumundan kısa bir süre sonra dev bir çarpma etkisiyle oluştuğu ve bu çarpmayla uydunun merkezindeki bazı maddelerin yüzeye çıktığı tahmin ediliyor.

Eğer görev umulduğu gibi sonlanırsa Ay’ın oluşumuna dair yeni veriler elde edilebilir.

Ay’ın kendi etrafında ve Dünya etrafında dönüş süresi aynı olduğu için buradan bakıldığında hep aynı yüzünü görüyoruz. Diğer yüzü gerçekten “karanlık” olduğu için değil, ama hakkında bilgi sahibi olmadığımız için öyle adlandırılıyor.

Ay’ın karanlık yüzüne yerleştirilecek teleskobun, dünya kaynaklı radyo dalgalarından arınmış olacağı için, güneşten ve uzayın derinliklerinden gelecek elektromanyetik dalgalara karşı da duyarlı olması bekleniyor.

Chang’e 4 bu bölgenin elektromanyetik bakımdan ne kadar temiz olduğunu ve bu ihtimalin olabilirliğini de inceleyecek.

Uzmanlar karanlık yüze yerleştirilecek bir teleskobun uzay araştırmaları bakımından yeni olanaklar yaratabileceğini söylüyor.

Başka hiçbir uydu, yörüngesinde dolaştığı gezegenle kıyaslandığında Ay kadar büyük değildir. Peki nasıl oldu da Dünya bu kadar büyük bir uyduya sahip oldu?

Dünya’nın uydusu Ay hala birçok sır taşıyor. Yeryüzünden Ay’ın sadece bir yüzünü görebiliyoruz. Ay denizlerdeki gelgiti, hayvanların ne zaman çiftleşeceğini, hatta insanın uykusunu bile etkiliyor.

Buna rağmen 1969’a gelinceye kadar kimse Ay’a gitmemişti. Bugüne kadar da sadece 12 kişi gitti. Hem bu astronot ziyaretleri hem de insansız uzay araçları sayesinde Ay’ın yapısıyla ilgili epey bilgi edindik. Ama Ay’ın nereden geldiği sorusunu hala net bir şekilde cevaplayamıyoruz.

Dünya’dan mı koptu, yoksa güneş sisteminde dolanırken Dünya’nın çekim alanına girip etrafımızda dönmeye mi başladı? Ya da onun oluşmasına yol açan başka bir patlama mı oldu?

Ünlü fizikçi, gökbilimci Galileo Galilei’nin yaptığı teleskop ile uzaktan da olsa Ay’ı ilk kez ayrıntılı bir şekilde görme fırsatı doğdu.

1600’lü yılların başında Galileo, Ay’ın da Dünya gibi ova ve dağlardan oluştuğunu ortaya koymuştu. Bu, ikisinin de birlikte oluştuğuna işaret ediyordu.

1800’lerde Charles Darwin’in oğlu George, Dünya’nın oluştuğu ilk dönemlerde hızla dönerken bir parçasının kopup Ay’ı oluşturduğunu söylüyordu. Pasifik Okyanusu işte bu kopmanın geride bıraktığı izi taşıyordu.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ise başka bir fikir öne sürüldü. Kimyacı Harold Urey, Ay’ın galaksinin başka bir yerinden gelerek Dünya’nın çekim merkezine girdiğini söylüyordu.

Dünya ile kıyaslandığında, bir uydu olarak Ay’ın kütlesi oldukça büyük. Bu nedenle başka bir yerde oluşmuş olması açıklaması mantıklıydı. Ayrıca Ay’ın sadece bir yüzünü görüyor olmamız da bu teoriyi destekliyordu.

Fakat bazı bilim insanları, yörüngesinde hiç sapma olmadan Dünya’nın Ay’ı çekim alanına almasına şüpheyle bakıyordu. Ayrıca böylesi bir çekimle iki gök cismi çarpışmış olurdu diye düşünüyorlardı.

Fakat bunun da bir açıklaması olabilirdi. Dünya’nın geniş bir atmosfere sahip olması, hava yastığı işlevi görerek bu çarpmayı engellemiş ve Ay’ı yavaşlatarak tekrar uzaya savrulmasına engel olmuş olabilirdi. Fakat buna pek ihtimal verilmiyordu.

Ay’ın Dünya’nın çekim alanına girmesini ifade eden Urey’in teorisi 1960’larda hakim olmaya devam etti. Ay’a astronot gönderildiğinde hangi teorinin kanıtlanacağını gösteren veriler gelecekti. Fakat Ay’dan getirilen taşlar bütün mevcut teorileri yerle bir etti.

 

Share